Vanlı Bir Ailenin Hüzünlü Öyküsü...




“Zavallı Bir Kuşun Feryadı”

Ah şu mazi… Acı,  yeis, elem fışkıran mazi…  İşte şimdi muhacir olduk"

Birinci Dünya Savaşı’nda Anadolu'da Van gibi yakılıp yıkılarak harabeye dönerek yok olan başka bir şehir; Vanlılar kadar derin acılar görmüş, çileler çekmiş başka bir ahali yoktur. Unutma unutturma.

Osmanlı Devleti farklı cephelerde emperyalist güçlerle savaşta olduğu en zayıf bir döneminde Ermeniler devlet kurma hayaliyle isyan ettiler. Ermeni isyancı terör örgütlerinin işbirliğindeki Rus ordusu 20 Mayıs 1915’de Van'ı işgal etti. 

1915- 1918 yılları arasında üç yıl süren  işgal  boyunca  Van ( Van Kalesi güneyindeki eski Van şehri) yakılıp yıkıldı 30 bini aşkın Vanlı Müslüman Ermeni çeteleri tarafından katledildi. Göç etmek zorunda kalan binlerce  Vanlı yollarda açlık, hastalık,  çete ve eşkıya saldırıları sonucu hayatını kaybetti. 

1915 de Van’daki  askeri birlikler, eli silah tutan erkeklerin  büyük çoğunluğu Sarıkamış cephesinde düşman güçleriyle savaşıyordu.  Şehirde yok denecek kadar  muharip birlik, az sayıda jandarma bulunuyordu.

 İşgal ve isyan sırasında geride kalan genelde kadın, yaşlı, çocuklardan oluşan Vanlılar Vali Cevdet Bey’in zorunlu tehcir kararı üzerine canlarını kurtarmak üzere yurtlarını, evlerini terk ederek Tatvan ve Bitlis üzerinden Diyarbakır, Urfa, Maraş,  Antep, Halep, Kerkük, Adana, Konya başta olmak üzere Ankara, İstanbul ve diğer şehirlere göç etmek zorunda kalıyordu.

1915 de yaşanan büyük acıları, muhacirlik trajedilerini dedelerimizden, ninelerimizden, anne-baba, komşu ve şehrimizin yaşlılarından dinleyerek büydük.

Ayrıca Hikmet Ilgaz’ın Şark Yıldızı romanı, Celal Şener’in Anı kitapçığı,  Van'ı Tanıma ve Tanıtma Derneği'nin Zeve kitapçığı, Prof. Dr. Tuncay Öğün’ün Vilayeti Şarkiye Mültecileri kitabı, Prof. Dr. Hüseyin Çelik’in Görenlerin Gözüyle Van kitabı, Osmanlı arşivlerinde bulunan Vanlı tanıkların ifadeleri ve Amerikalı tarihçi Prof. Dr. Justin Mc Carthy’nin 1915 Van’da Ermeni İsyanı kitabı ve diğer eserlerde tarihi gerçekler anlatılmaktadır.



Ancak Vanlı muhacirlerin 195 de yaşadıklarını tüm boyutlarıyla anlatan eser, bilimsel araştırma sayısı yok denilecek kadar azdır. 

Örneğin Vanlı muhacirlerin trajik yol öykülerini, Van’dan göç ettikten sonra yerleştikleri yerlerdeki yaşamlarını, sosyal durumlarını ve sonrasını ne yazık ki hala bilmiyoruz. O nedenle muhacir olan Vanlılar üzerine ciddi araştırmalar yapılmasına, bu eksikliği karşılayacak yeni eserler yazılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

Van topraklarında doğup büyüyen her Vanlı ailenin geçmişinde 1915 de yaşanan hüzün dolu öyküleri vardır.  Muhacir olan ailelerin bireylerinden kimi yollarda kaybolmuş, kimi yollarda ölmüş, kimi de geri dönememiştir. Hayatta kalabilenlerin büyük çoğunluğunun Van ile bağları kopmuştur.

Vanlı Türk bir ailenin zorunlu göç ( Tehcir)  kararı sonrası başlayan hazin öyküsünü anlatan Zavallı Bir Kuşun Feryadı adlı kitap dönemi anlatan önemli bir kaynaktır. 

Kitap anılardan oluşuyor. Abdulkadir Ungan  Van Ermeni isyanı ile başlayan 1915-1929 yılları arasını kapsayan anılarını kendi el yazısıyla kaleme almış. Belge niteliğindeki anı defteri torunu Lütfü Varoğlu’nun yakın dostları olan tarafından düzenlenerek kitap olarak basılmış.

280 sayfadan oluşan, 144 sayfası günümüz Türkçesine çevrilen, fotoğrafların yer aldığı Kripto yayınevinde çıkan kitapta Abdulkadir Ungan Vanlıların 1915 de yaşadığı büyük acıları, kuru yaprak misali nasıl savrulduklarını ailesi üzerinden anlatıyor.   

 Vanlı ailenin öyküsü özetle şöyle…

Van’da Maliye’de memurluk yapan Abdulkadir Ungan’ın babasının yanında çalışan Ermeni asıllı çalışanı bir gün yanına gelerek, “Ben sizin çok ekmeğinizi yedim, yakında Ermeni çeteleri saldıracaklar. Kaçıp kurtulmanızı öneririm” diyor.  Bunun üzerine Abdulkadir Ungan’ın babası, annesi, eşini, çocuklarını ve kardeşlerini yanına alarak değerli eşyalarıyla birlikte bir kağnıya yükleyerek biz yaşları  içinde Van’ı terk ediyor.

Yolda ilerlerken gerideki Van şehrinden yükselen yangınları ve dumanı gören Abdulkadir Ungan’ın büyükannesi ” İşte şimdi muhacir olduk” sözleriyle kendileri için artık dönüşü olmayan zor bir sürecin başladığını belirtiyor.

Diyarbakır, Ankara üzerinden İstanbul’a uzanan zorlu yolculuğa başlayan aile İstanbul Eyüp’te bir eve yerleşiyor. Zaman içinde yetim ve öksüz kalan çocuk yaştaki Abdulkadir Ungan çalışmaya başlıyor. 

Son Meclisi Mebusa‘da ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk döneminde Van milletvekilliği yapan amcası Hakkı Ungan aileye yardımcı oluyor. 

Abdulkadir Ungan yılmayan azmi sonucunda öğretmen olurken ağabeyi Abdullah da Kimya Bölümü’nde okuyarak eczacı oluyor. 

Ungan Cumhuriyet’in ilk yıllarında Isparta Uluborlu da öğretmenliğe başlıyor. İdealist çağdaş bir öğretmen olan Ungan, bir yandan okulda öğrencilerine ders verirken diğer bir yandan da yaşlılara gece okuma-yazma öğretiyor. Esnaflardan para toplayarak öğrencilerine destek olan Ungan, okulda piyesler ve müzik eğitimleri düzenleyerek, çocukları sanata da yönlendiriyor.

1931 yılında eşi Hatice hanımla evlenen Abdulkadir Ungan’ın çileli yaşam serüveni hastalanması sonucu 1943 yılında gençliğinin baharında, daha 37 yaşında tedavi gördüğü İstanbul Büyükada sanatoryumunda son buluyor. 

Ungan’dan  geriye ailesinin fertleri, kendi adını taşıyan torunu Başkent Üniversitesi Rektör Yardımcısı, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulkadir Varoğlu ile Van’ın hafızasına katkı sağlayacak  anılarından oluşan eser kalıyor.

Kitaptan insanın içini acıtan hazin dolu  ifadeler : 

 “Ah şu mazi… Acı,  yeis, elem fışkıran mazi… Kalbimde kapanmayan yaralar açan, tükenmeyen zehirler döken mazi… Seni şimdi hasta kalbimle, mecalsiz hayalimden doğan sönük sözlerle şu sahifelere dökeceğim... Fakat ne yazık ki bu beyaz sahifeler üstünde bir sadet şulesi parlamayacak;  matemden, elemden, figandan başka bir şey duyulamayacak…” 

Ruhuyla, vücuduyla taşına ve toprağına bağlı bulunduğunu belirttiği memleketi Van’ın yakılan yıkılan üzücü tablosunu Abdulkadir Ungan şöyle anlatıyor: 

Ne müthiş manzara, ne feci şey!... Hatıramda hala yaşayan “Kale Mahallesi”  kızıl alevlerin ortasında, kayboluyordu. Semayı kaplayan siyah bir duman sütunu, güzel Van’a matem gölgeleri serpiyordu…”

Yakılan yıkılan Van’ın 1915-1918 gerçeklerini ilk ağızdan okumak isteyenlerin, Van’ın yakın tarihine ilgi duyanların “Zavallı Bir Kuşun Feryadı” kitabını mutlaka okumalarını öneririm.

Hatırlarını yazarak  unutturulmaya çalışılan bir döneme ışık tutan hemşehrimiz Abdukadir Ungan’ı, 1915 de katledilen Vanlıları, yollarda hayatını kaybeden kadın, çocuk, yaşlı, hasta muhacirleri, Van özlemiyle göçüp giden mazlum insanlarımızı Vanımızın düşman işgalinin (20 Mayıs 1915) 110. yıl dönümünde rahmetle, saygıyla  anıyoruz. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mustafa Yıldızbaş ile Geçmişe Yolculuk

VAN’A DEĞER KATAN MUHTEŞEM PROJE

ESKİ CEZAEVİ CADDESİ'NİN BİLİNMEYEN HİKAYESİ