ADNAN ŞENSES KİME AYAKKABI ALDI?
Anadolu'nun yokluk yıllarında çocukların, gençlerin futbol oynaması tutku, top bulması, forma giymesi, gönlündeki futbol kulübünün oyuncusu olması hayaldi. Kiminin hayali gerçekleşti. Kimin hayali yarım kaldı.
Van’ın futbol tarihine “ Şef " lakabıyla adını yazdıran Şahabettin Sönmez’in futbolculuk yaşamı acı tatlı ilginç anılarla doludur.
Çocukluğu ve gençliğinde en büyük eğlencesi futbol oynamak, en yakın arkadaşı top olan Şahabettin Sönmez ile yaptığım renkli söyleyişi “ Vanspor’un Tarihi “ isimli kitabımda yer alacak.
Şahabettin Sönmez’in futbola olan sevgisi, top ile yolculuğu memleketi Van’da sokak arasında başlıyor. Gümrük memuru babasının görevi nedeniyle bulundukları Kars’ta daha sonra Kilis’te devam ediyor
Sarı lacivertli Van Şengençlerspor'un futbolcusu, takım kaptanı, futbol hakemi Şahabettin Sönmez yaşadıklarını unutmuyor. Ama 14 yaşında Kilis’te top oynarken ünlü sanatçı Fenerbahçe taraftarı Adnan Şenses'in önce gönlüne sonrada ayaklarına dokunduğu olay belleğine kazınmış:
“ Babam Abdullah Sönmez’in tayini nedeniyle 1950’de Van’dan Kars’a gittik. O zaman on yaşındayım. Kars’ta mahalle arasında arkadaşlarımla top oynuyorum. Dört yıl sonra babamın tayinini Kilis’e çıktı. Futbol aşkım Kilis’te de devam ediyor. Kilis’te 14 yaşıma girmiştim. Birgün mahallede yine top oynarken bir adam hergün gelip bizleri izliyordu. Yanıma geldi. “Gel bakalım, sen kimin oğlusun. Sana Vanlı diyorlar, sen Vanlımsın? “ Evet, Vanlıyım, babam Mahmut Sönmez gümrükte memurdur. Bir kâğıt getirdi. “Babanı tanıyorum. Bu kâğıdı babana imzalat getir, sana lisan çıkaracağım.” Birde 50 kuruş verdi. Kâğıdı akşam babama verdim, önce imzalamak istemedi, yalvarınca imzaladı. Adama ikinci gün imzalı kâğıdı verdim. “Salı ve perşembe günleri gel antrenmana çıkacaksın.”
Bende her salı ve çarşamba günleri gidiyorum. Takımda 20 kişi vardı. Bunların içinde daha sonra öğretmen olan Kilis’in sevilen sayılan simalarından Mustafa Sabit Elmacı’da vardı. Daha sonra Van’da çocuğumun hocası benim en iyi arkadaşım oldu. Hala görüşürüz.
Bir gün antrenmanda çift kale yapıyorduk. Takımın en küçük futbolcusu bendim. Yeni şöhret olan Adnan Şenses Kilis’e konser vermeye gelmiş ama ben pek tanımıyorum. Bizim antrenmanımızı izliyormuş. Benimde ayağımda ucu yırtık, bağcıkları açılan, ayak numaramdan büyük spor ayakkabısı var. Topa vurunca, rakiple mücadele edince ayakkabı ya ayağımdan çıkıyor ya da gevşiyordu. Kaliteli top oynamama izin vermeyen ayakkabıyla arada bir uğraşıyorum.
Allah rahmet etsin Adnan Şenses de hareketlerimi izliyormuş meğerse. Beni çağırdı. “Hey çocuk gel bakayım “ Yanına gittim. “Sen ayakkabınla boyuna uğraşıyorsun başka ayakkabın yok mu?” Yok, abi dedim.” Kaç numara giyiyorsun” 41 dedim. “Kaç kardeşsiniz? “ Dokuz sonra tabi on bir olduk. Şoförü çağırdı. Ben oradan ayrıldım. Benim nereli olduğumu öğrenmiş. Yarım saat sonra “Vanlı gel bakalım” Gittim. “Ayakkabıları giy. “ Giydim ayağıma tam oturdu, bağcıklarını bağladım. Şimdi git oyna. Çok sevindim ve mutlu oldum. Futbolcu olduğumu hissettim. Elini öpmek istedim bırakmadı.
Yıllar sonra Van’da maç izlerken bir çocuğun ayağında ayakkabısının olmadığını gördüm. Adnan Şenses’in yıllar önce bana yaptığını hatırlayarak çocuğa gerekli yardımı yaparak mutlu etmeye çalıştım. Adanan Şenses’i hatırladıkça rahmetle saygıyla hep anıyorum. Çocukları mutlu etmek geleceğine dokunmaktır. Çocukların gönlüne dokunmaktan çekinmeyin. “


Yorumlar
Yorum Gönder