Van futbolunun emektarı Remzi Hoca…. VAN FUTBOLUNU, VANSPOR’U, ANILARINI ANLATIYOR
“Ankara Beypazarıspor’da futbol oynuyorum. Rakibimiz Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi futbol karması. İlk yarısı 2-0 tamamlanan forvet oynadığım maçta 2 gol attım. Maç 2-2 beraberlikle bitti. Ankara’dan Siyasal Bilgiler Fakültesi karmasına takviye futbolcu olarak gelen Şekerspor kaptanı Arap Selahattin beni göstererek “ golleri atan bu genç kimdir” diye soruyor. Bizim yöneticiler de “Vanlı asteğmen öğretmen” diyorlar. “ Vay beee Van’da da futbol var mı?” sözü üzerine yöneticimiz “Demek var ki beş saatlik yolu yürüyerek geldiği maçta size iki gol attı” diye cevap veriyor.
Röportaj İkram Kali
Serbest Gazeteci-Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Van Temsilcisi
- Van futboluna futbol hayatı ve hizmetleriyle saygın bir iz bırakan Remzi Budak kimdir? Kendinizi tanıtır mısınız?
1942 yılında Van’da doğdum. İlk orta ve liseyi Van’da okudum. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğünde asfalt formeni olarak uzun yıllar görev yaptıktan sonra emekli oldum. Hayatım futbolun içinde geçti.. 2011 Van depreminde evimiz ağır hasar görüp yıkılınca Antalya’ya göç ettik. Halen Antalya’da ikamet etmekteyim. İki oğlum 3 torunum var.
-Hocam evimizin yakınında Sanat Okulu karşısında bulunan toprak sahada siyah beyaz Van Gençlik forması giydiğiniz, defansta futbol oynadığınız maçları çocuk yaşlarda heyecanla izlediğimi dün gibi hatırlıyorum. Hayatınıza adeta yön veren futbol aşkınız ne zaman başladı?
Takım arkadaşlığı, karşılıklı yardımlaşmayı, fiziki ve ruhsal gelişmeyi sağlayan, kişilik ve zekâ gelişimini olumlu yönde etkileyen, saygı ve sevgiyi pekiştiren sporun önemli bir branşı olan futbol aşkım, tutkum dünyanın her tarafında olduğu gibi Van’da çocuk yaşlarda arkadaşlarımızla sokakta, tarlada top oynayarak başladı. Daha sonra Hüsrevpaşa İlkokulunda okurken futbol oynamaya devam ettim. O zamanlar okulların, mahallelerin futbol takımları vardı. Hüsrevpaşa İlkokulunda 5. sınıftaydım. Cumhuriyet İlkokulu takımıyla maç yapıyorduk. Okulların bahçelerinde karşılıklı iki taş bırakıyor kale yaparak bu şekilde top oynuyorduk. Erkek Sanat Okulu karşındaki zemini toprak eski futbol sahasına maçları, antrenmanları küçük yaşlarda izlemeye giderdim. Oynuyorduk, izliyorduk ama futbola doymuyorduk. Erkek Sanat Lisesini okurken okulumuzun futbol takımında futbol oynamaya devam ettim. Van’dan önce başka bir şehirde aynı isimle daha önce spor kulübü kurulduğu için Gölspor ismini değiştirerek 2 Nisanspor ismini alan kulüpte forma giydim. 1959 yılında mavi-beyaz 2 Nisanspor’da lisans çıkardım. 1959’dan önce Van’da lisans çıkarma yoktu. Futbolcular şehirlerindeki istedikleri amatör takıma geçerek oynayabiliyorlardı.
-Ailenizden çok sayıda futbolcunun çıktığını biliyoruz. Futbola gönül veren isimleri, top koşturdukları takımları sayarmısınız?
Benim futbol oynadığım dönemlerde Van’da siyah-beyaz Van Gençlikspor, sarı-lacivert Şengençlerspor, mavi-beyaz 2 Nisanspor, sarı-kırmızı Erekspor, mavi-kırmızı Jandarma Gücüspor, sarı-lacivert Erciş Gençlikspor, siyah beyaz Erciş 1 Nisanspor vardı. Ağabeylerim Yaşar Budak kaleci olarak Yolspor, Van Gençlikspor’da, Şaban yönetici olarak Van Gençlikspor’da, ben Remzi Budak 2 Nisanspor, Yolspor, Van Gençlik Kulübünde, kardeşlerim kaleci Fevzi Erekspor, Van Gençlikspor’da, futbolcu olarak Salih Erekspor’da, Recep Van Gençlikspor’da, Mustafa Van Gençlikspor’da, Çetin ve Van Gölü’nde boğularak hayatını kaybeden ailemizin en iyi futbolcularından yeğenim Metin Öz Van Gençlikspor kulübünde futbol oynadı. Ailemizin tamamı Vanspor ve Beşiktaş taraftarıdır.
-Lise öğreniminizi tamamladıktan sonra futbol tutkunuz devam etti mi?
Erkek Sanat Lisesini bitirdikten sonra 1962 yılında yedek subay öğretmen olarak Ankara Beypazarı’na gittim. Beypazarı’nda bir ay formasyon eğitim aldık. Kura çekiminde görev yerim Boyalı köy çıktı. Köye ilk giden öğretmen ben oldum. Kura çekimini kapıda bekleyen iki köylü ile birlikte köye gittim. Köy odasının bir odasını öğretmen evi, bir odasını sınıf yaptım. At sırtında getirilen tahtalarla köyde marangozluk bilen köylü kardeşimizle öğrencilere masa sıra yaptık. Geceleri okuma yazma bilmeyen köylülere okuma yazma dersleri verdim. Futboldan sonra öğretmenlik ikinci aşkım olmuştu. Severek öğretmenlik yapıyordum. Köyde çok güzel günlerim, dostlukların oldu. 60 öğrencim vardı. Tamamı İstiklal Marşımızı, şiirleri ezberden okuyor, çok güzel italik yazı yazıyordu. Müfettiş teftişe geldiğinde öğrencilerimizi başarılı görünce takdir ederek “ Memleketine döndüğünde öğretmenliğe devam etmen için Milli Eğitim Teftiş Kuruluna hak ettiğin olumlu yazıyı yazacağım” dedi. Mutlu oldum ve teşekkür ettim. Okul öğrencilerimden hayatta olanlarla hala görüşüyorum. Öğretmenlik yaptığım 1962-1964 yılları arasında futboldan da kopmadım. Ankara Beypazarıspor ve Beypazarı Gençlikspor’da futbol oynadım. İkram bey Beypazarı’nda unutmadığım bir olayı paylaşmak istiyorum:
“ Beypazarı’na iki saat mesafede Boyalı köyde asker öğretmenlik yapıyordum. Benim gibi asker öğretmenlik yapan arkadaşım Edirneli Bülent Yavuzer vardı. O da asteğmen öğretmen ve benim gibi futbolcuydu. Bana biraz uzak bir köy de öğretmendi. Beypazarı’nda her hafta maç oynanırdı. Bizde takımlarda yer alırdık. Gelen bir cip ( jeep) bizi ilçeye götürüp getiriyordu. Ancak benim köyümün yolunun yarısı araç yoluydu. Aracın gidebildiği son yerde inip diğer kısmını yürüyerek gidip geliyordum. Bir hafta sonu maça çıkmak için arkadaşımın görev yaptığı köy uzak olmasına rağmen yaya olarak yanına kestirme yoldan gittim. Arkadaşımı alan cip beni almaya gelmiş ama beni bulamayınca ilçeye gitmişler. Bende arkadaşımın köyünde bir şeyler yiyerek maça yetişmek için Beypazarı’na doğru yaya yola koyuldum. Beş saat yol yürüyerek gece saat 10.00 ‘ da Beypazarı’na vardım. Sabah kalktım takımımızla maça çıktım. Rakibimiz Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi karmasıydı. Forvet oynuyordum. İlk yarısı 2-0 tamamlanan maçta 2 gol attım. Maç 2-2 beraberlikle bitti. Siyasal Bilgiler Fakültesi karmasına takviye futbolcu olarak gelen Şekerspor kaptanı Arap Selahattin beni göstererek “ golleri atan bu genç kimdir” diye soruyor. Bizim yöneticiler “ Vanlı asteğmen öğretmen” diyorlar. Küçümseyici bir ifadeyle “ Vay beee Van’da da futbol var mı?” deyince yöneticimiz “demek var ki beş saatlik yolu yürüyerek geldiği maçta size iki gol attı” şeklinde cevap veriyor.
-Mahallede, sokak arasında başlayan, okullarda, öğretmenlik sonrası devam eden futbol hayatınız hangi spor kulüplerinde devam etti?
Askerlik sonrası memleketim Van’a geldim. O zaman 2 Nisanspor’un lisanslı futbolcusuydum. Van’ın futboluna büyük katkısı olan, çok sayıda yıldız futbolcu, antrenör, spor insanı yetiştiren Van Karayolları 11.Bölge Müdürlüğünün futbol takımı siyah-turuncu Yolspor’da abim Yaşar Budak hem çalışıyor hem de kaleci olarak futbol oynuyordu. Bir hafta sonu yapılacak futbolcu seçmelerini gerçekleştiren şefe beni izleyerek almasını önermiş. Bana da seçmeler olacak, sende katıl dedi. Seçmelere katıldım. Futbolcular iki takıma ayrılarak maç yapmaya başladık. Arkadaşlardan top almadığım için yeteneğimi gösteremedim ve elendim. Karayolları şefi abime “ Bir yıl başka takımda oynasın, kendisini geliştirsin öyle gelsin " demiş. Seçmelerde elendiğim için üzülmedim. Çünkü iyi futbol oynadığımı biliyordum. İki hafta sonra Yolspor- 2 Nisanspor maçı vardı. Yolspor’un çok güçlü kadrosu var, ama çok genç olmama rağmen defansta beni geçemediler. Maçı izleyen şef abime “ Bir çocuğu geçemediler. Bu çocuk kim” diyor. Abimde “Benim kardeşim. Size önerdim ama beğenmeyerek almadınız” diyor. “Hemen yarın gelsin” diyor. Pazartesi günü gittim Karayolları 11. Bölge Müdürlüğünde iş başı yaptım ama personelden sorumlu Ferit Giritlioğlu giriş işlemlerimi yapmıyor! Şef gelerek sorumluluk bana ait girişini yap dedi. Böylece işe başlayarak Yolspor’a transfer oldum. Yolspor bin lira transfer bedelini 2 Nisanspor Başkanı, Tekel Müdürü Mustafa Müftüoğlu’na teslim etti. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğünde çalışırken Yolspor’da futbol oynamaya başladım. Bu arada Beypazarı’nda müfettişin olumlu raporu sonrası Şamranaltı Okuluna öğretmen olarak atamam yapılmasına rağmen futbola olan sevgim nedeniyle Karayollarını ve Yolspor’u tercih ettim. Ama bugünkü aklım olsaydı çok sevdiğim öğretmenliği tercih ederek futbola devam ederdim. Karayolları Bölge Müdürü Metin Tercanlı futbolu seven, yetenekli Vanlı gençlere değer veren idareciydi. Kaliteli futbolcuları Yolspor’a aldığında iş imkanı sağlayarak sahip çıkıyordu. Onan sonra gelen bölge müdürü sporu ve futbolu sevmeyince kişisel tercihi sonucu kurun takımı olan Yolspor takımını dağıttı. Beni de Muş şantiyesine görevli gönderdiler. Futbol sevgim bu kez orda devam etti. Muş Muratspor, Muş İdmanyurdu, Muş Altınova takımlarında oynadım. İki sezon sonra 1965- 1966 da Van’ın en güçlü takımı siyah-beyaz Van Gençlikspor’a transfer oldum. 1974- 79 yılları arasında ezeli rakibimiz sarı-lacivert Şengençlersğpor’a rağmen beş sezon üst üste Van Gençlikspor şampiyon oldu.
-Teknik fizik gücüne dayalı sert futbolun oynandığı o dönemler deplasman müsabakalarının genelde olaylı geçtiği anlatılır. Deplasman maçlarında bir olaya tanık oldunuz mu?
Van Gençlikspor 1968 de Van Amatör Lig şampiyonu oldu. Grup maçlarına katıldık. Vanlı tüccar İsmet Yörük başkanımızdı. Diğer takımlardan transfer yapmadan futbolcu alabiliyorduk. Fenerbahçe’de oynayan Niyazi Gülseven’i, Şengençlerspor’da oynayan Nihat Saydan’ı, Jandarma Gücü’nde oynayan Murat’ı, Ercişspor’da oynayan Kerem’i aldık. Siirt’i Van’da 3-0 yendik. Çelik Gülsoy ayak içiyle ceza sahası dışından 3 gol atınca Siirt sahayı gerginlik içinde terk etti. Eskiden sahlarda sporun ruhuna yakışmayan şiddet olayları çok fazla olabiliyordu. Siirt’e gittik. Maç öncesi hava çok gergin. Olay çıkacağı her halinden belliydi. Maç öncesi Van’da daha önce Gençlik ve Spor temsilciliği görevi yapan Sait Dicleli Diyarbakır’dan geldi. İddialı bir şekilde “Benim olduğum yerde olay olmaz” dedi. Ama daha biz sahaya çıkmadan, maç başlamadan saldırı, hakaret, küfür, tehdit başladı. Futbol oynayacak bir ortam yok. Siirtli oyuncular tekme tokatla oynuyor ama Diyarbakır’dan gelen hakem müdahale etmiyor. Hakem kırmızı kartlık pozisyona sırtını dönüyor, görmemezlikten geliyor, itirazlarımızı dikkate almıyordu. Siirt futbol oynamadan bizi 2-0 yendi ama buna rağmen sonuç bize yaradı. Sahadan çıkmamamız mümkün değil. Seyirciler ellerine ne geçiyorsa atıyorlar. Seyirci sahaya girince can güvenliğimizi korumak için Jandarma Tabur Komutanı önümüze askerleri dizerek bizi korumaya aldı. Arkamızdaki tel örgüleri açarak sahanın yakınında bulunan askeri birliğe götürerek canımızı kurtardı. Saatler sonra sahadan çıktık. Askeri araçlar bizi ve hakemleri Siirt’ten Baykan’a getirdi. Baykan’da bekleyen belediye otobüsü ile biz Van’a gelirken hakemler bir araçla Diyarbakır’a gittiler.
- 1974’de Vanspor ikinci kez kuruldu. Vanspor’un kuruluşuna tanıklık yapan isimlerden birisiniz. Van Gençlikspor ve Şengençlerspor birleşmesi sonucu sarı-siyah renklerle Vanspor kuruluşu Vanlılar arasında bir taraftan sevince diğer taraftan az da olsa tepkilere neden olmuştu? Vanspor’un kuruluş sürecini anlatabilir misiniz?
Van Belediye Başkanı rahmetli Tayyar Dabbağoğlu’nun girişimleri ve öncülüğünde memleketimizin iki güzide takımı Van Gençlikspor ve Şengençlerspor’un birleşerek sarı-siyah renklerle Vanspor kuruluşu gerçekleştirildi. (Van’ın efsane belediye başkanı Tayyar beyin ömrü Vanspor’un 2. Lig’e ve 1. Lig’e yükselmesini görmeye yetmedi ne yazık ki.) Van Gençlik Yol İş Sendikası salonunda, Şengençlerspor Halk Eğitim Merkezi salonunda yapılan genel kurullarda kendilerini fesih ederek Vanspor ismi altında birleşme kararı aldılar. Vanspor birleşme genel kurulu biraz gergin geçti. Futbola gönül veren iyi niyetli bazı arkadaşlarımız iki köklü takımın feshedilmesinin yanlış olduğunu belirterek Vanspor ismiyle yeni bir spor kulübü kurulmasını dile getirdiler. Ama iki güçlü takımın birleşerek kurulmasında amaç farklıydı. Yoğun taraftarı olan Van Gençlik ve Şengençler arasında ezeli rekabet kuruluşlarından itibaren hep vardı. Bu takımlar amatör ligde mücadeleye devam etmeleri durumunda Vanspor’un bundan olumsuz etkileneceği ve başarısız olabileceği görüşü etrafında birleşildi. Ayrıca bu rekabetin profesyonel lige yükselme heyecanını da etkileyeceği düşüncesiyle iki kulübün birleşmesiyle Vanspor’un kurulmasının doğru olacağı kararlaştırıldı. Trabzonspor, Bursaspor, Eskişehirspor, Samsun, Adanaspor dahil Türkiye’nin birçok şehrinde amatör spor kulüplerinin birleşmesiyle şehir takımları kurulmuştu. Birleşme yöntemini Van’da uygulamıştı. Başkanlığa Şengençlerspor Başkanı Metin Vangöl, yardımcılığına Gençlikspor Başkanı Ali Hamzaoğlu seçildi. Gençliğin siyah Şengençlerin sarı rengi, Van Gölü ve Van’ın batmayan güneşini temsil eden logoyu ben hazırladım. Logo Vanlılar arasında, spor camiasında çok beğenildi. Birleşmeye tepki gösteren pineci Cahit Yüreğen arkadaşımız siyah-beyaz Öz Van Gençlikspor’u, iş insanı İhsan Menzilcioğlu da sarı-lacivert Öz Şengençlerspor’u kulüplerini kurdular.
-Taraftarı, futbolcusu olduğunuz Van’ın ilk spor kulübü Van Gençlikspor kapanıp Vanspor kurulduktan sonra sarı siyah formayı giyerek futbol oynamaya devam ettiniz mi?
Van Gençlik ve Şengençler ve diğer takımlarımızın futbolcu karmasından oluşan Vanspor’da 1974-1979 yılları arasında kurucu takım kaptanı olarak forma giydim hem de antrenörlük yapmanın gururunu yaşadım. Van Amatör Ligi’nde her yıl şampiyonluk olduk. Futbola Vanspor’da veda ettim.
-TFF 2. Lig’e Katılma Grubunda Vanspor’da yardımcı çalıştırıcı ve kulüp müdürü olarak görev yaptınız. Van futbol tarihine geçen, Vanlıların hafızasında renkli anılarla yer eden Terfi Ligi sürecinde ve şampiyonluk mücadelesinde neler yaşandı?
Vanspor 1982 yılına kadar Van Amatör Ligi’nde mücadele etti. Artvin, Gümüşhane, Bayburt takımlarının oluşturduğu grup maçlarında şampiyon olduk. Grup maçlarında elendik. O zaman 3. Lig yoktu. Türkiye Futbol Federasyonu profesyonel takımı olmayan şehirler için 1982’de 2. Lig’e Katılma Ligi kurdu. Vanspor’a B Grubunda mücadele etme hakkı verildi. Amatör spor kulübü başkanlarının, spor insanlarının katılımıyla Van Beden Terbiyesi Bölge Müdürü Saffet Demiroğlu başkanlığında yapılan uzun toplantılar, tartışmalar sonunda Vanspor ismiyle lige katılma kararı alındı. Yeni bir oluşum olması nedeniyle forma renklerinde yenilik yapılması uygun görüldü. Öneriler sonrası Vanspor’un forma renklerinin 1915 Van Ermeni isyanı ve üç yıl süren Rus işgalinde yakılıp yıkılmasını ve kara günlerini temsil eden siyah, 1918 Van’ın kurtuluşunu, Türk bayrağımızı temsil eden kırmızı rengi alarak siyah- kırımızı olması oy birliği ile kararlaştırıldı. Kırmızı siyah aynı zamanda Van Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğünün renkleriydi. Van’da her siyah- kırmızı bayraklarla donatıldı. Kuruluşta Van’ın evladı çalışkanlığı ve yiğitliği ile tanınan Topraksu 9. Bölge Müdürü Dölay Şaşhüseyinoğlu başkanlığı getirildi. Yönetim kurulu Vanlılara şampiyonluk sözü vererek mücadeleye özen ve inançla hazırlandı. Van Milletvekili seçilenlerin Selahattin Mumcuoğlu İstanbul’dan Refik Özvardar hocayı getirdi. Van Gençlikspor kaptanı olarak ben, Şengençlerspor kaptanı Nevzat Çağan Vanspor’da yardımcı antrenör olarak görev aldık. Şehrimizin profesyonel futbol takımı özlemini gerçekleştirecek inanan, mücadeleci bir kadro kurduk. Nevzat, Köksal, İlhami, Vahap, Fahrettin, Azmi, Reşit, Mehmet, Nizamettin, Hikmet, Fırat gibi Vanlı gençlerimizin yer aldığı kadromuza mütevazı bütçeyle Erzurum’da profesyonellikten amatöre dönen kaleci Yavuz (Dumlu),Erol, Ercan, Gani, Nizamettin’i, Daruşafaka’da oynamış Artvinli Erhan’ı, Elazığ’dan Tekin’i 25’er bin liraya transfer ettik.
Valisinden, garnizon komutanına, eşraftan esnafa, odalardan derneklere, amirden memura, işçiden işsize, yaşlıdan gençlere, çocuklardan kadınlara Van şampiyonluk şarkıları söyleyerek tarihi dayanışma ve birlik beraberlik içine girildi. Van’da gündem Vanspor ve şampiyonluktu. Yönetim kurulunda, taraftarlarımızda Vanspor’un şampiyonluğundan başka kimsenin açık ve gizli hiçbir amacı yoktu. Yönetim, kulüp, futbolcular ve taraftarlar uyum içinde şampiyonluk için kenetlenmiştik. Van’da sahamızda oynadığımız maçlarda ayakta dahi yer bulmak mümkün değildi. Deplasman maçlarımızı cefakâr ve vefakâr taraftarımızın desteğiyle oynuyorduk. Bazı deplasman maçlarında şehir resmen boşalıyordu. İlçelerden, köylerden gelen taraftarımız yağmur, çamur kar dinlemeden deplasmana geliyordu. Gerek Van’da oynadığımız maçlarda gerekse deplasman maçlarımızda taraftarımız maçların sonucu ne olursa olsun centilmenlikten hiçbir zaman ayrılmadı, çirkinleşmedi, kötü tezahürata yönelmedi. Bu nedenle Vanspor her kesimden çok büyük sempati topladı. Gittiğimiz şehirlerde Van’ı seven, Vanspor’u destekleyen ama Vanlı olmayan çok sayıda taraftarımız da vardı. Türkiye’nin saygın spor ve futbol camiası tarafından Vanspor çok sevildi, beğenildi ve başarısı için desteklendi. Bunda spor kültürüne sahip taraftarımızın, şehirde saygınlığı ve karşılığı olan yöneticilerimizin çok büyük etkisi oldu tatbiki. Bizden güçlü, bizden zengin takımlar vardı ama Vanspor kurumsal disiplin ve uyum içinde bir camia olduğu için başarıya ulaştı.
-Vanspor tarihinde ilk defa 1982-83 futbol sezonunda profesyonel lige katılma imkânı buldu. Her maçı final havasında geçiyor. Siz de sahada yedekler kulübesinde veya tribündesiniz. “ Asla unutamam “ dediğiniz bir maç ve olay var mı?
Katılma Ligi B Grubunda Vanspor, Ağrıspor, Hopaspor, Karsspor, Bitlis Güzeldere ve Kahramanmaraşspor şampiyonluk için mücadele ediyordu. Vanspor’un 2. Lig’e katılma maçlarının tamamı unutulmaz. Hepsi final havasında geçiyordu. Ama Van’da 3-1 yendiğimiz Kahramanmaraşspor’u deplasmanında seyircisi önünde öğretmen futbolcu Nevzat Şipal kardeşimizin kaptan olduğu maçta 1-0 yendiğimiz o maçı unutmam mümkün değil. Kesin şampiyon olarak gösterilen güçlü rakibimiz Kahramanmaraşspor’u kendi sahasında, on binlerce taraftarının önünde Tekin’in penaltı gölüyle 1-0 yendiğimiz maçı kulübede izlerken öldüm dirildim. Futbol hayatımda böylesi bir heyecanı yaşamadım. Deplasmana gelen cefakar taraftarlarımızın desteğiyle aslanlar gibi mücadele eden futbolcularımız o gün Kahramanmaraşspor’u yenerek şampiyonluk kapısını aralamıştı.
Birde Bingölspor ile yine deplasmanda oynadığımız maçı asla unutmam. O da çok ilginçtir. İkram bey, bu maç futbolu her yönüyle iyi bilen yönetimin, teknik kadronun ve kulüp idaresinin başarısına örnektir.
"Bingölspor’un Katılma Ligi’nde şampiyon olma durumu yok, ancak Kahramanmaraş’a çalıştığı duyumunu aldık. Ben yardımcı antrenör ve kulüp müdürüyüm. Maça gittik. Maç sırasında Bingöllü bir kardeşimiz bana “ Vanspor 1.Lig’e (Süper Lig) çıksa ben Van’a gelerek Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray’ı rahatlıkla izlerim ama Maraş’a gidemem, o nedenle Vanspor’un şampiyon olmasını isterim. Bingölspor’da forma giyen Turgut A…isimli oyuncu Gaziantep’te öğretmendir, sahtedir. Dikkat edin” dedi. Bingölspor’a 3-0 yenildik. Maç sonrası hemen Gaziantep’e giderek Vanlı futbolcumuz Cemal Tosun ile görüştüm. O zaman Gaziantep’te kaleci olarak oynuyordu. Soruşturdum. Meğerse Turgut A… Gaziantep’te öğretmen ve lisanslı futbolcuymuş. Bingöl’e maça gelen çok sayıda taraftarımız vardı. Taraftarlarımızdan birisi Vanspor’un resimlerini çekerken bu futbolcunun resimlerini de çekmiş. Ben de çekilen fotoğrafların filmini aldım. Ankara’ya Türkiye Futbol Federasyonu’na teknik direktörümüz Refik Özvardar ile birlikte itiraz için gittik. Belgeler tamam ama futbolcunun fotoğrafını istiyorlar bizde çekilen resimlerin filmini yanımıza almıştık. Refik Hoca “Remzi Hoca sen bekle. Benim tanıdığım var yaptırıp geleyim” dedi. Geldi yaptıramadım dedi. Ben alıp başka bir fotoğrafçıya gittim. Filmdeki fotoğrafları yap ne istiyorsan fazlasını veriyim dedim. Fotoğrafçı ama renkli yapamam dedi. Bende fark etmez dedim. Resimleri alıp federasyona teslim ettik. Bingölspor yöneticileri itirazımızı duyunca bizden sonra Ankara’ya gidiyorlar. Bizi arayarak bu durumun Turgut adlı öğretmenin meslek hayatına mal olacağını, Vanspor maçında vizesi yapılmamış bir futbolcu oynattıklarını itiraf ederek itirazın bu futbolcuya yapılmasını rica ederek maçın aynı şekilde hükmen 3-0 Van’ın olacağını söylediler. Biz de inceleyerek itirazımız vizesi futbolcuya göre düzenlendik. TFF Vanspor’u 3-0 hükmen galip saydı.
-Futbol oynadığınız dönemlerin futbol anlayışı ve imkanlarını günümüz futbolu ile karşılaşttırdığınızda nasıl bir değerlendirme yapıyorsunuz?
Bizden önceki ağabeylerimiz, bizler yokluk, imkânsızlıklar içinde toprak sahada ama aşkla futbol oynuyorduk. Ailelerimiz, şehrimizin ileri gelenleri, il yöneticileri yetenekli çocuklarını destekliyorlardı. İş insanları esnaflar kulüplerde yönetici olmaktan keyif alıyorlar, memleketlerinin gençlerine sahip çakmaktan mutlu oluyorlardı. Ancak yeterli malzeme, soyunma odası, duş, seyircilerin maç izleyeceği tribün falan yoktu. Saha var stadyum yoktu. Buna rağmen çok yetenekli futbolcular, futbolu seven taraftarlarımız vardı. Bugünkü imkânlar o gün olmuş olsaydı büyük takımlarda forma giyen yetenekli yıldız futbolcumuz olurdu. Örneğin bizim zamanımızda stadyum, soyunma odası, duş, masör yoktu. Şimdi modern tesisler, sınırsız imkânlar var. Van Geçlikspor ve Şengençlerspor kulüpleri eski Atatürk İlkokulu, şimdiki Van Mall AVM yerinde barkada yan yanaydı. Kulüpte şortlarımızı formamızı giyer yöneticilerimizle birlikte yürüyerek gider maça çıkardık. Şimdi konforlu tesisler, araçlar, çim saha, uçakla yolculuk, lüks otellerde kamp, yüksek transfer ücreti var. Gözlemci, temsilci yoktu. Şimdi gözlemci ve temsilci var. Önceleri 2 puan sistemi vardı. Şimdi galibiyeti teşvik etmek için 3 puan sistemi uygulanıyor. Önceleri 3 hakem vardı. Şimdi dört hakem var. Futbol oynarken su içmeyin şişersiniz deniliyordu. Şimdi müsabakalarda su arası veriliyor. O yıllarda topu en fazla göğe kaldıran başarılı sayılıyordu. Şimdi ayakları ve beyini arasında uyum sağlayarak kendisini geliştiren disiplinli ahlaklı futbolcu başarılıdır. Hasan Yamaç (Karadağ ) ağabeyimiz askerden geldiğinde sahada arkadaşları el çalıyor Hasan Abi de topu göğe dikiyordu. 1966 yılında Van Gençlikspor ile Jandarma Gücü maçımız vardı. Yanımızdaki kademeden arktaki suyu maç öncesi sahaya çevirmişler. Sahanın yarısı balçık çamur yarısı kuruydu. Yarı devre biz oynayamadık yarı devre Jandarma. Günümüzde her şey var. Geriye şehirler bütünleşerek inanarak, çalışarak futbol oynamak kalıyor.
-Faal futbol yaşamınıza nokta bıraktıktan sonra hayat tarzınız, sevdanız futbol ile olan bağınız devam etti mi?
Futbol oynamayı 1979’da bıraktım. Ancak Van’ımızın futboluna katkı sağlamaya, futbolun içinde olmaya devam ettim. Spordan, futboldan hiçbir zaman kopmadım. 1982- 1985 yılları arasında Vanspor’da çalıştırıcı, yönetici olarak görev yaptım.
- 1985-86 futbol sezonunda Beşiktaş kamp yapmak üzere tarihinde ilk defa Van’a geldi. Van halkı Beşiktaş’ı bağrına basarak benzersiz ev sahipliği yaptı. Beşiktaş Van’da 15 gün kamp yaptığı dönem Vanspor Başkanı Abdurrahman Çohaz yönetiminde görev aldım. Van kampı sonrası Beşiktaş o sezonun şampiyon oldu.
- 19997 yılları arasında Van'ın ilk halı sahasını çalıştırdım.
- Başkanlığını İskeleli Celal Aşut’un yaptığı yeşil mavi İskelespor’u 1991-1992 sezonunda 3. Lig'de tamamı Vanlı futbolcu kardeşlerimizden oluşan genç bir kadroyla bir sezon antrenör olarak yokluklar içinde çalıştırdım.
- 1991 yılında, TEDAŞspor’dan Ünal Coşkun’un, Van İdmanyurduspordan Ahmet Eğilmez’in, İskelespordan Mevlut Çilesiz’in, PTTspordan Çetin Atacan’ın katılımıyla Van Amatör Spor Kulüpleri Federasyonunu (ASKF) kurdum. Maraş caddesinde ASKF için bir daire satın aldık. ASKF’yi kurduğumuzda 1. ve 2. Van amatör liglerinde 25 takımımız vardı. Çabalayarak, kurumları kuruluşları teşvik ederek ve destekleyerek sayıyı otuza çıkardık. Valilik Özel İdare Müdürlüğünden 60 bin lira katkı aldık. Her takıma iki bin lira maddi destek sağladık.
- Yetenekli gençlerimize, antrenörlerimize, hakemlerimize destek olmaya çalıştım.
- Çok sayıda futbolcu yetiştirdim.
- Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Amatör İşler Kurulunda 6 ay süreyle görev yaptım.
- İkram bey hiç unutmam. Vanspor 1. Lig’e yeni çıkmıştı. 1994 yılında Özel İdare İş Hanında boşalan eski öğretmenler evinin binasını isteyen birçok kuruluş vardı. Sizde Van Valiliğinde Basın ve Halkla İlişkiler Danışmanı, Vanspor Basın Sözcüsü ve Genel Sekreteri olarak görev yapıyordunuz. Vali beye sizin öneriniz ve katıklarınızla, Vali Mahmut Yılbaş’ın talimatı, bizlerin girişimleriyle Türkiye’de bir benzeri olmayan Van Spor Dernekleri Sitesini hayata geçirdi. Toplantı salonu, lokali olan binayı valilik spora destek olmak amacıyla derneklere kira almadan onararak teslim etti. Van Spor Dernekleri Sitesinde; Van Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu, Faal Futbol Hakemler Derneği, Futbol Antrenörler Derneği, Gözlemciler Derneği, Vanspor Taraftarlar Derneği, Türkiye Spor Yazarları Derneğine yer aldı. Dernekler faaliyetlerini uzun yıllar burada sürdürdü. Özel İdare sonraki yıllarda binayı satınca başka illere örnek gösterilen Van Spor Dernekleri Sitesi tarih oldu.
- Spor Taban Birlikleri olan derneklerimizin yönetici, sporcu ve ailelerinin katılımıyla Urartu Oteli’nde birkaç yıl spor dayanışma geceleri düzenledim.
- 1999 yılında TFF Başkan Vekili Orhan Saka ve Vanlı hemşehrimiz, futbolcu arkadaşım, Vanspor delegesi TFF Mali İşler Sorumlusu Nihat Saydan arayarak TFF Diyarbakır Bölge Müdürlüğünü kurmak üzere Diyarbakır’a görevli gitmemi istediler. Gitmek üzere hazırlandım. Beklenmedik bir telefon geldi. Diyarbakır ASKF Başkanı Aydın Gözüaçık arayarak: “ Remzi Hoca, sakın gelme. Gelirsen seni otobüsten indirmeyiz vururuz” diye açık şekilde tehdit etti. TFF bu olay üzerine “ Diyarbakır’a gitme” dedi. Kısa bir süre sonra TFF Van Bölge Müdürü olarak atama yazım geldi. 2003 yılına kadar bu görevi sürdürdüm. Gençlerimize sahip çıkmak, kötü alışkanlıklardan korumak, yeteneklerine göre destek olmak amacıyla Van Gençlik Derneğini kurdum.
-Eski kulüp başkanı, hakem ve futbolculardan kimleri, yaşadıklarınızdan neleri hatırlıyorsunuz?
Kimleri ve neleri hatırlıyorum…
- Gölspor /İkinisanspor’u Yakup Altaylı, Akınspor/Erekspor’u Avukat Şadan Dinçer kurarak başkanlığını yaptı.
- Hakemler; Vasfi Levendoğlu, Aydın Arvas, Nebih Bekiroğlu, İhsan Demirel, Sayım Demirel…
- Futbolcular; Kemal Atilla, Salih Kaya, Hasan Yamaç, Mehmet Ebeperi, Sadrettin Turan (Gıne), Yusuf Ayça, Ekrem Kıran, Ruhi Kıran, Orhan Gür, Paytoncu Süleyman, Sacit Mumcuoğlu, Aydın Perihan, Zamir Gür…
- Yolspor-Şengençler kalecisi Uygur İlvan, abisi Van Gençlikspor kalecisi Ekrem İlvan. Yıldırım Vural Van Amatör Ligi 1966-1967 sezonunda hiç gol yemiysen kalecidir.
- 1959 da Azmi Dinçer sağ açık Ankara Altındağ’a oradan Beşiktaş’a transfer oldu. Zeki Oğuz’un futbola, futbolcu yetiştirilmesine çok katkısı oldu.
- Yolspor olarak Doğu Grubu’na katılma maçımız var. Bitlis Güzelderspor’u 8- 0 yendik.
- Erekspor’u 12- 0 yendik. Müdürümüz “neden 12 gol attınız 11 gol atsaydınız 11. Bölge olurdu” dedi.
- Gençlik- Şengençlerspor şampiyonluk maçı oynanacaktı. Van Gençlik başarılı futbolcularından İstanbul’da Eczacılık fakültesini okuyan Aydın Perihanoğlu’nu, Şengençlerspor Ankara’da yüksek teknik okuyan başarılı futbolcusu Sacit Mumcuoğlu’nu derbi maçı için uçakla getirdi. Sacit o maçta orta sahadan gol attı. Şengencler şampiyon oldu.
- Mahalleler arasında maçlar oynanırdı. 1970’li yıllarda Vanlı kahveci ve muhtar Şeref Dizlek’in öncülük ettiği “ Muhtarlık Kupası” müsabakalarına tüm mahalle takımları katılıyordu. 29 takımın katıldığı maçlarda beğenilen Reşit Mirahmetoğlu yeteneğiyle başarılı oldu ve Vanspor forması giydi.
- Başarılı kaleci kardeşim Fevzi Budak’a futbolcu olan yeğenim rahmetli Metin kornerden amcasına gol atma başarısı gösterdi.
- Her yıl 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle Van şöhretler karması futbol müsabakalarının düzenlenmesine katkı sundum futbol oynadım.
-Hocam, geriye dönüp baktığınızda "gerçekleşmesini çok isterdim" dediğiniz bir özleminiz var mı? Van’da futbolun gelişmesi ve başarısı için neler yapılması gerekir?
Futbol oynadım, antrenörlük, yöneticilik yaptım. Memleketimin sporuna futboluna hizmet ettiğim için mutluyum. Şampiyonluklar yaşadım. Vanspor’u 1. Lig’de (Süper Lig) Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzon gibi büyük takımlarla Van’da maç yaparken izlemenin mutluluğunu da yaşadım. Vanlı gençlerimizi başarılı gördüğümde mutlu oluyorum. Bizden önce ve bizim dönemlerimizde futbol mahallede, boş tarlalarda, sokaklarda oynanır öğrenilirdi. Şimdi ne mahalle, nede sokaklarda futbol oynayacak imkan var. Bu ihtiyacı spor tesisleriyle gidermek lazım. Amatör spor kulüplerinin sayısı mutlaka artırılmalıdır. Altyapıya önem verilmediği sürece sporda futbolda kalıcı başarı sağlanamaz. Basından takip ediyorum. Sayın Van valimiz ilçelerde, merkezde çok sayıda spor sahası, halı saha, spor tesisi yapıyor bu mutluluk vericidir. Kendisine teşekkür ediyorum. Ancak Büyükşehir olan ilimizde ilçelerin, kurum kuruluşların spor kulüpleri kurması ve sayının artarak yetenekli gençlerimize sahip çıkılması gerekiyor. Erzurum’da olduğu gibi Van’da spor kamp ve eğitim tesislerinin olmasını çok isterdim.
Van’ın futboluna her kademede özveriyle katkılarınız oldu. Emekleriniz asla unutulamaz. Futbolcular, futbolseverler size neden “ Hoca “ lakabını verdi? Eski futbolcu bir kısmının yaşadığı Antalya’da bu arkadaşlarınızla görüşüyor musunuz?
Van’da eskiden futbolcuların birçoğunun lakabı vardı. Futbolcular lakabıyla tanınır anılırdı. Öğretmenlik, kaptanlık ve antrenörlük yapmam nedeniyle futbolseverler, futbolcu arkadaşlarımız ve kardeşlerimiz “ Hoca” lakabını layık görmüşler. Deprem nedeniyle 2011 yılında Antalya’ya geldik. Çocuklar burada görev yapınca yerleşip kaldık. Ama gönlüm Van’dadır kopmam da mümkün değil. Antalya da çok güzel bir şehir. Biz Vanlıları her yerde olduğu gibi buranın toplumuna, kültürüne ve sosyal hayatına uyum sağladık. Huzur bozan değil, huzur getiren olduğumuz için Vanlı olarak hep sevildik, sayıldık. Vanlı futbolcu arkadaşlarımızdan Fenerbahçeli Niyazi Gülseven, Zamir Gür, Ercişli İzzet Turan, Uçun Orgaç (Füze Uçun), Adil Güner, İlhami Dede (Çengel İlo), Necmi Tekyurt, Süleyman Yılmaz, yöneticilerimizden Cihat Doğan ve diğerleriyle zaman zaman görüşüyoruz. Vanspor maçlarını radyodan dinliyorum. 6- 1 skorla biten Rizespor maçına farklı yenilmemiz beni üzdü onu da söylemeliyim.
- Son olarak nelere söylemek istersiniz?
Spor dostluk kardeşliktir. Futbol dil, din ırk farkı gözetmeden dünyanın her tarafında insanları bir araya getiren önemli spor organizasyonudur. Van’ı seven futboldan anlayan, şehirle bütünleşen insanlarımızın Vanspor yönetimde yer alması ve desteklemesi gerekir. Herkesin takıma sahip çıkmasını arzu ediyorum. Ulusal markamız Vanspor ‘un yeri Süper Lig’dir. Bunu başaracak potansiyelimiz de var. Van’ın en önemli temsilcisi, siyaset üstü değerimiz olan Vanspor’un ülkemizin her köşesinde seven taraftarı bulunuyor. Emek ve gönül verdiğim Vanspor’a üstün başarılar diliyorum. Dostlarıma, sporcu kardeşlerime, sporseverlere sevgilerimi selamlarımı gönderiyorum. Bu fırsatı verdiğiniz için size de teşekkür ediyorum.








Yorumlar
Yorum Gönder