FERDİ TAYFUR
"Hicbirşey göründüğü gibi değildir "
Ülkemiz güzel bir sanatçısını daha kaybetti. Oğlunun böbrek vermesine rağmen çoklu organ yetmezliği sonucu aramızdan ayrılan Ferdi Tayfur müzik tarzını, şarkılarını seven sevmeyen herkesi üzdü.
Adana’nın bağrından çıkan Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses gibi acıların kavurduğu, yoksulluğun savurduğu, trajik hayat hikâyesi olan özgün ses ve yoruma sahip usta sanatçıydı. Sesi, yorumu, şarkıları yüreğinin çığlığıydı.
Babası tarafından annesi öldürülen Müslüm Gürses çocuk yaşlarda öksüz kalırken, birileri tarafından babası öldürülen Ferdi Tayfur ise yetim kalmış. Biri baba bir ana özlemi ve acısıyla hayata tutunmak için İstanbul’u mesken edinmiş. Sonuçta iki acılı yürekten iki büyük sanatçı doğmuş.
Adana’nın kavurucu sıcak havası, acılı yemekleri gibi emekçi insanlarının yaşamları, kara sevdaları hüzünle doludur. Bu gerçek edebiyat ustaları Orhan Kemal ve Yaşar Kemal’in roman ve öykülerinde Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur, Faruk Tınaz, Haluk Levent, Murat Göğebakan gibi Adanalı sanatçıların şarkılarında dile gelir.
Şarkıcı, besteci, söz yazarı, sinema yönetmeni ve oyuncusu olan Ferdi Tayfur veya asıl adıyla Ferdi Tayfur Turanbayburt’un eğitim hayatı babası Cumali Turanbayburt’un Adana’da pavyon çıkışı öldürülmesi ile sona ermiştir. Yoksul ve trajik bir hayat yaşayan Ferdi Tayfur’un hayatı babasının ölümünden sonra annesinin evlenmesiyle farklı bir yöne everilmiş.
Çocukluk yıllarında üvey babasının bulduğu şekerci dükkânında çıraklık yapan sanatçı okumayı iş hayatında öğrendiğini yıllarda düğünlerde şarkı söylerken yerel gazetede Adana Radyosu'nun müzik yarışması ilanını görerek yarışmaya katılmış; ancak ikinci olmuş.
Üvey babasının engellemelerine karşı İstanbul'a umutla giden Ferdi Tayfur, Lunapark Gazinosu'nda iş bularak Nurten İnnap'a bağlama çalmaya başlamış. Leyla / Aşkınla Beni Öldürdün adlı ilk plağını dolduran Tayfur, bu plağından 500 lira kazarak Adana’ya dönmüş.
Müziği çıkış yolu olarak gören Ferdi Tayfur’a şöhret kapısını 1975'teki Çeşme şarkısı, 1976’da Elenor Plak firmasından çıkardığı söz ve müziği kendisine ait “ Huzurum Kalmadı” şarkısından adını alan 12 şarkının bulunduğu albüm açmış.
Ferdi Tayfur'un plakları, şarkıları sevenleriyle buluştuğunda Van 50. Yıl Ortaokulu (Zaferler) öğrencisiydim. Dayımın oğlu Mehmet Bağdatlı’nın Aslan-Alçekiç Pasajında yer alan Bağdat Plak adlı iş yerine okul sonrası, tatillerde takılır hem müzik dinler hem de kendisine yardımcı olurdum.
Pop, pop-rock, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, metal, heavy metal, hip-pop, rap, country, elektronik müzik, tekno müzik ve diğer müzik türlerinin plaklarının olduğu işyeri hem zevkli hem de ayrıcalıklıydı benim için. Çünkü müşterilerin para vererek dinlediği hatta kimilerinin dinleyemediği dönemin ünlü sanatçılarını istediğim zaman dinleyebiliyordum.
Sanatçıların yeni çıkan plakları koli halinde İstanbul’dan geldiğinde heyecanla açılır plaklar hemen pikaba özenle bırakılarak merakla dinlenirdi. Plaklardaki söz ve müziği en iyi şarkı o plağın tutulup tutulmayacağını kısa sürede gösterirdi.
Ülkemizin ünlü sanatçılarının 33 ve 45’lik plakları Vanlı müzikseverler tarafından satın alınarak evlerdeki, taksilerdeki ve otobüs ve minibüslerdeki pikaplarda zevkle dinlenirdi. Pikabı olanların plak kutuları, zengin arşivleri de olurdu.
1970’li yılların sonunda 60 ve 90 dakikalık kasetçalarların piyasaya çıkmasıyla adına ekleme yaparak Bağdat Plak ve Bant Stüdyosu adını alan iş yeri sanatçıların sayısız plakları ve kasetçalarlarıyla zaman içinde çok zengin müzik arşivine dönüşmüştü.
Hafız Burhan’dan Zeki Müren’e, Nesrin Sipahi’den Müzeyyen Senar’a, Nuri Sesigüzel’den İbrahim Tatlıses’e, Ajda Pekkan’dan Sezen Aksu’ya, Orhan Gencebay’dan Müslüm Gürses’e Beyaz Kelebekler ’den Moğollar’a, Barış Manço, Erkin Koray, Cem Karaca gibi isimlerden bildiğimiz Anadolu Rock müziğinin, efsane gruplarına varıncaya kadar İstanbul’da yeni çıkan tüm sanatçı ve grupların plak ve bantları Bağdat Bant ve Plak da bulunmaktaydı. Yeni gelen plakların kalpakları vitrini süslerken yüksek sesle çalınan şarkıları dışarıda toplanan insanlar ilgiyle dinlerdi.
Önceki gün kaybettiğimiz Ferdi Tayfur plakları, kasetçaları en çok satılan sanatçılardan biriydi. Çiçekten çeşmeye, gökteki yıldızdan kara toprağa hayata ve doğaya ait herşeyi şarkılarına konu edinen filmlerini Şehir, Emek sinemalarında izlediğimiz Ferdi Tayfur, 1970-1990’lı yılların gençlerinin anılarında yer edinmiş, duygularına tercüman olmuştu. O dönem birçok aile doğan çocuğuna Ferdi ismi dahi vermişti.
1970’li yıllarda müzik yolculuğuna başlayan Ferdi Tayfur zamana 250'ye yakın söz ve beste, 24 adet 45'lik, 74 adet 33’lük ( plak çalındığında 45 ve 33 kez döndüğü için bu isim verilmiştir) Long Play Plak yani albüm sığdırdı. 50 kaset ve 34'un üzerinde film yaptı. 9 Altın Plak Ödülü alan Tayfur, 1993 yılında Gülhane Parkı'nda verdiği konsere 200.000 kişi katılarak rekor kırdı.
Ferdi Tayfur eserleriyle iz bırakan sanatçıydı. Darbuka çalarak mahalle sakinlerini sahura kaldıran hemşehrimiz Beyzade gençlerden Ferdi Tayfur şarkılarını isteyerek keyifle dinleyen komşu ablalarımızı, Ferdi Tayfur şarkısını arabasından çalarak yanından nazla geçtiği sevdiği kıza mesaj vermeye çalışan dönemin gençlerini… “ Bende özledim bende, “Merak etme sen”, “Yüreğin ince ince sızlamadı mı?” şarkılarını çalar kasete toplayarak sevdiğine sitemini özlemini dile getirenleri unutmuyorum.
1960’larda ülkemizin içinde bulunduğu sosyoekonomik gerçeklikten doğan arabeskin Ferdi Baba’sı Ferdi Tayfur bir daha gelmeyecektir.
Allah rahmet eylesin.



Yorumlar
Yorum Gönder