SURİYELİ !


Mart 2011'de Arap ülkelerindeki “ Arap Baharı”  hareketliliğinden etkilenen lise öğrencilerinin Dera'da bir duvara göz doktoru olması nedeniyle mesleği ile anılan Beşar Esad’a hitaben "Senin sıran da geldi, doktor" yazısını yazmasıyla olaylar başladı. 

Saman alevi gibi yayılan olaylar Şam ve Dera’da kitlesel gösterilerle devam etti. İç savaşa, bölünmeye, acı gözyaşına neden olan, kaosa dönüşen süreç muhaliflerin Şam'ı ele geçirmesi, Beşar Esad’ın ülkesini terk ederek Rusya’ya sığınmasıyla 61 yıllık Baas Partisi dönemi 12 günde son bulmuş oldu.

Türkiye’nin 911 km kara sınırına sahip olduğu komşumuz Suriye’de ülkemizi yakından etkileyen ve ilgilendiren olaylar yaşanırken Suriye ile ilgili çocuklukta ilk duyduklarımı hatırladım.  

Çocukları eğlendirmek, oylamak amacıyla Van’da aile büyüklerimiz hikâyeler, anekdotlar anlatır, tekerlemeler söylerlerdi. 

Halep, Şam dolayısıyla Suriye adını ilk olarak “ El el epenek” tekerlemesinde duymuştum. 

Tekerleme şöyleydi: 

El el epenek/ Elden çıktı kepenek/ Kepeneğin ucu yok/ Süleyman’ın saçı yok/ Bindim deve boynuna/ Çıktım Halep yoluna/ Halep yolu düz Şam'a gider/ İçinde ayo (ayı) gezer/ Ayonun balaları beni gördü korkuttu/ Kulağımı kirptti.

Suriye adını komşumuza ve çocuklarına verilen “Suriyeli Kadir, Suriyeli Cemil, Suriyeli Zeki, Suriyeli Adnan” lakabıyla da duymuş ama merak da etmiştim.  

Suriyeli lakabını komşularımız, mahallemiz ve Vanlıların birçoğu da biliyordu. İnsanlar aileyi kendi aralarında " Suriyeli" olarak tanımlıyorlardı. İlginçtir bende dâhil herkes ailenin Suriyeli olduğu için bu lakabı aldığını sanıyorduk. Ama araştırınca bilginin yanlış olduğunu,  öğrenmiştim.

Komşumuz olan ailenin büyüğü Kadir Fazla 1950’li yıllarda kavga ettiği komşusunu öldürüyor, yakalanmamak için Suriye’ye kaçıyor.1960’ da çıkan aftan yararlanarak memleketi Van’a geri dönüyor. Dönüşü sonrası kendisinin ve çocuklarının  toplumda lakabı “ Suriyeli” olarak kalıyor.

Kadir amcanın Tepebaşı Mahallesi Çavuşbaşı semtinde Çavuşbaşı Kehrizinin aktığı yerde bahçeli evleri vardı.  Eşi Havza teyze, Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü’nde çalışan en büyük oğlu namı değer ‘Komünist Cemilof’ Cemil, Topraksu 9. Bölge Müdürlüğünde çalışan Zeki, MTA’da çalışan Erekspor'da futbol oynayan Adnan ve iki de kız çocuğu olan Kadir amca Kemal İlvan’ın sahibi olduğu Memurlar Kulübünde yıllarca ayakkabı boyacılığı yaptı. Van’ın en ünlü usta ayakkabı boyacısıydı. Herkes onda ayakkabısını boyatamazdı. Konuşması, kibarlığı, minnetsiz kişiliği ile komşuları, çevresi ve müşterilerinden daima saygı sevgi görürdü. Ruhu şad olsun. 

Suriye adını birde 302 Mercedes otobüslerle Hacca giden Vanlı hacılar nedeniyle duyardık. Van’dan Diyarbakır, Gaziantep güzergâhından Suriye’ye giriş yapan hacıların Halep, Şam kentlerinde dini mekânları, türbeleri ziyaret ederek bir ayı aşan bir yolculuk yaptıkları anlatılırdı. Hacılar Van’a dönüşlerinde el sanatlarında ünlü olan Halep’ten çeşitli sedef kakma, gümüş hediyelikler alırlardı. 

Ayrıca...  

Besicilik yapan Vanlı canlı hayvan ihracaatçıların otuz yıl önce Suriye'ye  sürülerle koyun sattığını biliyoruz. Türkülerimizde geçen... “ Halepli bahçesinde...”, " Halep'te güzel çoktur eğlenmeyesin..."  dizeleri,  “ Halep ordaysa arşın burada”, " Halep'i ters çevirsen altında Antep'i görürsün" deyimlerinde ve Şam tatlısında Suriye'ye hep yakınlık hissetmişiz. 

Dileğimiz...

Bölünüp parçalanmadan, Suriye’de yaşayan tüm halkların barış kardeşlik içinde; demokratik, laik, özgür bir ülke ve devlet yönetimine  kavuşmasıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mustafa Yıldızbaş ile Geçmişe Yolculuk

VAN’A DEĞER KATAN MUHTEŞEM PROJE

ESKİ CEZAEVİ CADDESİ'NİN BİLİNMEYEN HİKAYESİ