VAN İĞDE ÇİÇEĞİ KOKUYOR


Her ülkenin, her şehrin her yerin ve  yörenin doğasından gelen eşsiz doğal kokuları vardır. Kokular yeşerdiği  çevrenin tarihi kültürü ve insanıyla ile iç içe geçerek dimağlarda ve gönüllerde kalıcı ize dönüşürek anı ve özlem olur. 

Herhangi bir zamanda herhangi bir yerde o kokuyu solusanız bile koku sizi ilk hissettiğiniz özdeşlerek ait olduğu yere alır götürür.


Van'la özdeşleşen zeringadeh, leylak, katkati, kişmili gül, mor menekşe, iğde ve diğer birçok endemik çiçeklerden saçılan kokular böyledir. Nerede açarsa açsın, nerede koklarsanız koklayın buram buram Van kokar 



Haziran ayı ile birlikte açan kehribar sarsı iğde çiçeklerini, masumiyet ve samimiyet saçan kokusunu çok severim. Van sokaklarında koku saçan  iğde çiçekleri  bahardan yaza geçişi müjdelemeye. çoktan başladı. Duvarlardan sokaklara cömertçe salkım saçak sarkan dalları yerde iğde çiçekleri buram buram kokuyor. 


İğde şifa dolu bir meyve/bitkidir. Sindirim sisteminden bağışıklık sistemini güçlendirmesine, kolesterolü düşürerek kalp sağlığını korumasına varıncaya kadar birçok hastalığa iyi geldiği belirtilmektedir.

İğde çiçeğinin kokusu ise bir başkadır. Afrodizyak olduğu bilinen iğde çiçeği doğanın biz insanlara sunduğu hoş kokulu armağandır.  Yerini beton binalar alsa da zamana direnen bahçelerden, kapı önündeki ağaçtan iğde çiçeği kokusu gelmeye devam ediyor.


Tepebaşı -Çavuşbaşı Mahallesi'nde evimizin  önündeki bahçemizin köşe başında göğe gururla yükselen 70 yıllık iğde ağacı ailemizin bir parçası, komşuların ortak ağacıydı.


İğde ağacı çiçek açtığında her yanı koku sarardı. Gün iğde ağacının altında başlar iğde ağacın altında son bulurdu. Festivale annesinin özenle süsleyerek hazırladığı genç kızın dalga dalga saçları gibi sarkan iğde dalları güneşi gölgeler, doğal çardağa dönüştürdü. Dalına yaz boyu asılı radyoda çalan türküler şarkılar eşliğinde altında kahvaltı, yemek ve semaver çayının keyfine doyum olmazdı. Radyo sustuğunda yerini serçe kuşlarının sesi alırdı.


Yaz boyu iğde ağacı gölgesinin altında koyu sohbetler yapılır, komşu ve ahbap kadınlar annem ve evimizin kızlarıyla toplanarak neşe içinde güle oynaya kimi zaman pasta yapar, börek, baklava açar... Güz geldiğinde ise erişte kesilir, yorgan sırılır, yün açılırdı. El böreği, balık, sebze başta olmak üzere tüm kızartmalar da iğde ağacının  gölgesi alında pişirilirdi.  


Rahmetli annem bahçemizde yetişen tüm meyveler gibi lezzetli iri iğdeleri de komşuları, yoldan gelen geçenlerle paylaşır bundan da ayrı bir mutluluk duyardı 


Komşu çocuklar evlerine gönderilen iğdeleri afiyetler yerdi ama gözleri de gönülleri de dallarında olgunlaşan sarı, turuncu, kehribar, kızıl kırmızı renklerle bezeli gel gel eden lezzetli iğdeleri gizlice kendi elleriyle dalından indirerek arkadaşlarıyla birlikte yemekteydi. Çocuklar  engel tanımazdı. Bir avuç iğde uğruna attıkları taşlarla camları aşağı indirirlerdi. Faili belli çocuklar bir süre sonra affa uğrardı.

Çaldıkları olgunlaşmamış iğdeleri bir teneke üzerinde pişirerek yemek ise mahalle çocuklarının geleneksel tutkusuydu. İğde ağacına noldu diye sorarsanız... 90'larda erken ve yoğun yağan kar yağışı yapraklarını dönmemiş koca ağacı yer devirerek efsanesine son verdi.


İğde ağacı çiçeğiyle türküdür şarkıdır manidir, anıdır, özlemidir. Kokusuyla Van'dır.


2013 yılında yapılan Van konulu beste yarışmasında mansiyon ödülü alan "Kokun gelir elvan elvan Van" şarkısında dile geldiği gibi Van şimdi elvan elvan kokuyor.


https://youtu.be/40XyrMsswMA?si=wjMV9-L9YlHZhBN_

https://youtu.be/40XyrMsswMA?si=wjMV9-L9YlHZhBN_




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mustafa Yıldızbaş ile Geçmişe Yolculuk

VAN’A DEĞER KATAN MUHTEŞEM PROJE

ESKİ CEZAEVİ CADDESİ'NİN BİLİNMEYEN HİKAYESİ