VAN BALIĞI VE 150 YILLIK GÖÇ ÖYKÜSÜ
Frederick Milllingen 1836 yılında İstanbul’da bir İngiliz doktor baba ile Fransız/Yunan anneden doğmuş. Ülkemizde yaşadığı ve makaleler-kitaplar yazdığı yıllarda Osman Bey adını kullanmış.
1823'te Türklere teslim olduktan sonra, art arda beş padişahın saray hekimi olan İngiliz cerrah Julius Michael Millingen'in (1800-1878) oğludur. Frederick Millingen'in annesi Melek Hanım Yunan, Ermeni ve Fransız kökenli ve Harem'de Otuz Yıl (1872) kitabını yazarıdır.
Millingen Katolik bir ailenin çocuğu, ancak gençliğini babasının ülkesinde geçirirken İngiliz Kilisesi’ne intisap etmiş… İstanbul’a gelip yaşamaya başlayınca bu defa Müslüman olduğunu ilan etmiş ve Osmanlı ordusuna katılmış… Daha sonraki yıllarda Rusya’ya gidip bu defa Osmanlı’ya karşı Rus ordusu saflarında görev yapmış… Oradayken bu defa ‘Ortodoks Hıristiyan’ olduğunu ilân etmiş…
Osman Seyfi Bey olarak da bilinen Binbaşı Frederick Millingen, Türk ordusunda subay ve "Dünyanın Yahudiler Tarafından Fethi" de dahil olmak üzere birçok kitabı yazan isimdir.
Osmanlı ordusu saflarında bulunurken Osman Bey kimliğiyle özellikle Anadolu’ya gezen Millingen ‘Osman Bey’ imzasıyla yazdığı ‘Wild Life Among the Koords’ kitabı (Türkçede ‘Kürtler Arasında Doğal Yaşam’) 1870 yılında Londra’da yayımlanmış. Londra ve Paris’te Genç Osmanlılar grubundan aydınlarla birlikte olmuş, onların çıkardıkları gazetelerde ‘Osman Bey’ olarak yazılarıyla görünmüş.
Frederick Millingen, ilginçtir doktor olan ve sarayda Sultan II. Mahmud’un hekimliğini üstlenen babasının aslında İngiliz casusu olduğunu iddia etmiş!Ancak tarihçiler kendisinin daha fazla casus ve karışık bir adam olduğunu belirtmektedirler!
Gizemli kişiliğe sahip Millingen, 1860'lı yıllarda Van'a gelerek gözlemlerde bulunmuş. Yazdığı kitabında Van balığı //dergipark.org.tr/tr/pub/marlife/issue/55380/684509 ve balık avlanma sezonu hakkında detaylı bilgiler vermektedir. Günümüzde balık avlanma yasağı olan mayıs haziran aylarının o yıllarda aksine balık avlanma dönemi olarak kabul edildiğini, bir aylık balık avlanma sezonun bayram havasında başladığını söylüyor.
Her yıl balıkların yumurtalarını tatlı sulara bırakmak üzere göç ettiği dönem 3- 5 Haziran günleri Erciş Deliçay üzerinde düzenlenen festivalin bir benzerinin 150 yıl önce aynı tarihlerde sivil, resmi görevliler ve halkın katılımıyla, müzikli eğlenceli ve piknik eşliğinde Bendimahi çayı (Muhtemelen Karhan civarında) üzerinde gerçekleştirildiğini belirtiyor.
RESUL PAŞA BALIK SEZONUNU AÇTI
Millingen gözlemlerini özetle şu sözlerle aktarıyor:
"Van'da misafir olarak kalma dönemim mayıs ayı sonu haziran ayı başına denk düşüyordu. Bu dönem aynı zamanda balık avlanma yasağı kalktığı sezonu içeriyordu. Gölde balık avlamak halka iş, yaşlılara bol bol piknik yapma olanağı sağlıyordu.İlin valisi Resul Paşa balık sezonunu resmen açtı. Bu olay aynı zamanda resmi bir bayram ( şenlik- festival) havasındaydı. Bu bayram sadece resmi görevlilerle sınırlı değildi, halk da törene katıldı.Törene aldığım resmi davet nedeniyle Resul Paşa'nın evine gitmek üzere sabah erken kalktım. Partiye sivil ve resmi görevliler katılıyordu. Daha sonra partiye katılanların tümü gölün kuzey batısına paralel devam eden İstanbul yolunu takip ederek balık tutulacak bölgeye doğru ilerlemeye başladı. Van Gölü'ne su veren akarsulardan biri olan Bendimahi Nehri'nin ağzında balık tutulacaktı. Burada balık tutma sezonu sadece bir ayla sınırlı bulunuyordu. Bölge halkı geri kalan onbir ay gölde balık bulunmadığına inanıyordu.
Van'dan Bendimahi köprüsü 5 saat sürüyordu. Köprüye vardığımızda parti gölün batı kıyısında akıntının tam ağzında başladı. Nehrin bu bölümü, diğer taraflarına oranla daha az hareketliydi. Buranın genişliği ikiyüz yarda (182,88 metre) kadardı. Nehrin iki kıyısı ve nehrin bizzat kendisinin görüntüsü harikaydı. Birkaç bin kişilik kalabalık, balıklar yakalandıkça bağırıyordu. Güneşin nehrin yüzünde yaptığı yansımalarla gümüş renkli balıklar, canlı ve çok özel görünüyordu."
KÜÇÜK ŞİŞE RAKILAR ORTAYA ÇIKMAYA BAŞLADI
Osman Paşa, yani Frederick Millingen ilginç bulduğu balık tutma yöntemini ve balıktan yapılan bir yemek anısını şöyle aktarıyor:
"Resul Paşa, balık tutulan bölüme vardığında polis yolu açtı. Balık tutma sistemi oldukça basitti. Sazdan yapılmış dört tane set, akıntıya dik olarak yerleştirilmişti. İlk set hemen nehrin ağzında bulunuyordu. Bu sette üç tane delik vardı. Bu delikler balıkların geçinmesine izin veriyordu. İkinci sette iki, diğer setlerde bir delik bulunuyordu. Balık birinci setten sessizce geçip ikincinin önüne geldiğinde bir sürü kepçe ve olta tarafından kovalanmaya başlıyordu. Geri döndüğünde ise, setlerdeki delikler kapanmış oluyordu ve balıklar kendisini kovanın içinde buluyordu. Kendisini olayın heyecanına kaptıran kalabalık, keyifle bağırıyordu. Balıkçılar ellerindeki ağ ve kepçelerle meşgulken pek çok kişi de kovasını balıkla dolduruyordu. Daha sonra bunlar at ve eşeklere yükleniyordu. Tutulan balıklardan yapılma bir yemeği Ermeniler bize ikram ettiler. Hazırlanan yemek ayını balığın birkaç değişik pişirilmesinden oluşuyordu. Kısa bir süre sonra küçük şişe rakılar ortaya çıkmaya başladı. Elbette bu hareket Paşa'ya sezdirilmeden yapılmıştı. Böyle bir skandala Paşa gözyummazdı... "
ÇOCUKLAR KEMAN VE KLARNETTEN OLUŞAN ORKESTARA EŞLİĞİNDE OYNAMAYA BAŞLADI
Bir aylık balık avlanma sezonun başlaması nedeniyle Bendimahi çayının Van Gölü'ne döküldüğü noktada müzikli etkinlik düzenlendiğini anlatan Mililingen,
"Oturduğumuz yerin hemen önünde küçük çocuklar; gıcırdayan keman ve gürültülü iki klarnetten oluşan bir orkestra eşliğinde oynamaya başladılar... Piknik partisi bana, burada insanları gözlemleme ve onların hereketerini izleme olanağı vermisti. Elbette ki gözlemlerin sedece erkeklerle ilgiliydi. Burada Paşa'nın haremi ve birkaç görevli kadın dışında dişi cinse ait hiçbir şey yoktu. Gözlemlediğim kadarıyla Van halkı temiz giyimli, davranışları efendi insanlardan oluşuyordu." Diyor.
Millingen, günümüzde her yıl yapılmakta olan Van balığı festivalinin bir benzerinin 150 yıl öncesinde de var olduğunu...
Muradiye'den doğan çay ve şelalenin orijinal adının Bendimahi olduğunu...
Balık törenlerinde eşrafdan, Ermeniler arasında zengin olan meclis üyesi Şeran Bey ve Van'ın yerli paşasının oğlu meclis üyesi Demirzade,
Derviş Bey ile tanıştığını söylüyor. Ayrıca Vanlı Demirzade ve Damızzade aileleri arasında önce silahlı sonra da mecliste rakebet yaşandığına dikkat çekiyor.
Okurların bilgisine...
Sazan ailesinden olan Van balığı göçü Erciş Deliçay'ın yanı sıra, Murdiye Bendimahi, Edremit- Gevaş Engil, Akköprü ve diğer tatlı suların Van Gölü'ne döküldüğü noktalarda yaşamakta ve izlenebilmektedir.


Yorumlar
Yorum Gönder